![]() |
| John Berger-Görme Biçimleri |
Kitabın ikinci bölümünde ise Avrupa yağlıboya resim geleneğinde kadının yerini ele alan Berger, resimlerde kadının sadece seyirlik objeler olarak görülüp değerlendirildiğini ve bu yapılırken de geçerli olan ölçü ve töreler olduğunu savunuyor. Çıplaklık ve nü tanımlamaları yaparken, çıplak olmak insanın kendisi olmasıdır diyor ve başkalarına çıplak görünmenin ise, nü olduğunu anlatıyor.
Avrupa geleneğinde çıplaklık kadının duygularının bir dışavurum olmadığını, buradaki çıplaklığın, sahibinin duygularına ya da isteklerine boyun eğme belirtisi olduğunu söyleyen Berger, kadının nesneleştirilmesi üzerinde durmuştur. Çünkü baktığımızda yapılan çıplak kadın tablolarının izleyicisi erkektir ve erkek için bir haz nesnesi durumuna getirilmiştir. Avrupa resim sanatındaki bu yorumlayışın etkilerinin, günümüz kadınının bilincine şekil verdiğini, nü sanatında ressamların ve resmi satın alanların erkek olmasının da bu şekillenmenin temeli olduğunu söylüyor. Avrupa nü sanatında ressamlar ve seyirci erkekti, nesne olarak işlenen kişiler ise çoğunlukta kadın. Bu ters ilişki topluma o kadar sinmiştir ki günümüzde bile sayısız kadının bilincine biçim vermektedir. Kadınlar kendilerine karşı, erkeklerin onlara karşı davrandığı biçimde davranmaktadırlar. Kadınlar da, erkeklerin onların karşılarında yaptıklarını yapıp kendi dişiliklerini seyretmektedirler. (Eser:Susannah ve Kentin Büyükleri,Tintoretto,1518-1594) Bu konunun Tintoretto tarafından işlendiği yukarıdaki resimde Susannah,aynada kendisini seyretmektedir.Böylece o da yine kendisini seyreden bizlere katılmış olur.Resimlerde ayna çoğu zaman kadınların kendilerine duydukları hayranlığı anlatan bir simge olarak kullanılmıştır.Çıplak kadın resmi yapılıyordu çünkü çıplak kadına bakmaktan zevk duyuluyordu;kadının eline bir ayna veriliyordu ve resme kendine hayranlık deniyordu.Böylece çıplaklığı zevk için resme geçirilen kadın ahlak açısından suçlanıyordu.Oysa aynanın gerçek işlevi çok daha başkaydı. Ayna,kadının kendisini her şeyden önce ve her şeyden çok seyirlik bir şey olarak gördüğünü anlatmak için konuyordu resme.
Berger, kadın bedeninin sergilendiği tabloların işleviyle ilgili şöyle bir analiz yapar; Devlet adamları, işadamları böyle resimlerin altında yapıyorlardı iş tartışmalarını. İçlerinden birisi yenik düştüğünü hissettiği zaman avunmak için başını kaldırıp resimlere bakıyordu. Resimde gördükleri ona erkek olduğunu bir kez daha anımsatıyordu. Aslında erkekler belki de hiç sahip olamayacakları kadınların resimlerini satın alarak, onlara sahip olduklarını düşünürler bir anlamda.
Paris’in Yargısı çıplak kadına bakan bir ya da birçok erkek fikrini anlatan başka bir konudur.Resme başka bir öge daha eklenmiştir;yargı ögesi.Paris elmayı güzel bulduğu kadına sunar.Böylece güzellik,yarışmalı bir şey olur.Güzel yargısını alamayanlar güzel sayılmaz ve güzel yargısı alanlar elma ile ödüllendirilir. (Eser: Paris’in Yargısı,Rubens, 1577-164)
Modern sanatta nü türü önemini bir ölçüde kaybetmiştir. Sanatçıların kendileri de bu dönemden kuşkulanmaya başlamıştır artık. Berger bu durumu Manet’in Olympia adlı eseriyle örneklendirmiştir. Manet’in geleneksel yerine oturtulmuş olan kadının resminde bu yere belli bir başkaldırmayla karşı çıkmaktadır. İdeal kadın imgesi böylelikle bozulmuştur. Yine de kadınları görme biçimi, imgelerin kullanılışı temelde değişmemiştir. Kadınlar erkeklerde çok daha farklı bir konumda gösterilir. Bu durum ideal seyircinin her zaman erkek olarak kabul edilmesinden, kadın imgesinin erkeğin gururunu okşamasından başka bir şey değildir.

👍🍁🌼
YanıtlaSilYorum Gönder