Post-Truth Kavramı
Post-truth kavramı, günümüz yaşamında son derece önem kazanmış bir yapı olarak karşımıza çıkar. Söylemin “üretilebildiği” bir ortamda, söylemin doğruluğu kadar, kaynak doğruluğu, söylemin manipüle edilebilme durumu gibi koşullar da önem kazanmaktadır. Post-truth kelimesi, 2016 yılında Oxford Dictionaries tarafından yılın kelimesi seçilmiştir. İlgili kaynak post-truth kavramını şu şekilde tanımlamaktadır: “Nesnel hakikatlerin belirli bir konu üzerinde kamuoyunu belirlemede duygulardan ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olması durumu. (Oxford Living Dictionary, 2019) Bu kavram, Türkçe ’ye “hakikat ötesi”, “gerçek ötesi”, “gerçek sonrası” gibi kavramlarla çevrilebilir.
Post-truth kavramı ABD seçimlerinde Donald Trump’ın başkan seçilmesi ve İngiltere’nin Brexit referandumu bağlamında tartışılmaya başlanmıştır. Akademik çalışmaların çoğu popülist söylemin “gerçekliğe” üstün gelmesi ve dolayısıyla irrasyonel olanın rasyonel olandan daha fazla taraftar bulmasının olumsuzluğu üzerinedir. Trump’ın seçim öncesi söylemlerinde yer alan Meksika sınırına duvar örmek gibi vaatleri, yabancı düşmanlığı üzerine kurulmuş söylemleri post-truth siyaset olarak kabul edilmektedir.
Post-truth kavramının, popülist söylemin hakikatin önemini kaybettirdiği ve irrasyonel olanın nesnel olgulardan daha fazla taraftar bulduğu şeklinde tanımlanması sanki daha önce nesnel bir siyaset alanının ve rasyonel kararlar veren seçmen kitlesinin var olduğu yanılgısını doğurmaktadır. Esasında siyaset zaten bir gerçeklik inşa etme sürecidir. Yukarıda da görüldüğü gibi insan davranışı irrasyonel zeminde manipülasyona müsaittir. Örneğin kitle imha silahı bulundurduğu gerekçesiyle Irak’ı işgal eden Bush dönemi Amerikan yönetimi, böyle bir post-truth söylemiyle kendi siyasetini rasyonel ve dürüst olarak gösterme fırsatı bulmakta ve meşruiyet kazanabilmektedir. Bu anlamıyla hakikat sonrası siyaset (post-truth politics) kavramının içi boş ve temelleri gevşek bir kavram olduğunu iddia etmek yanlış olmayacaktır.
Sonuç olarak:
1) Post-truth kavramı irrasyonel kanaat ve hislerin kamuoyunu belirlemede nesnel olgulardan daha etkin olduğu şeklinde tanımlanıyorsa kavramı Trump’ın başkan seçilmesi ve Brexit sürecindeki popülist söylemlerden bağımsız olarak ele almak gerekir.
2) Post-truth kavramı basitçe, gerçekliğin çarpıtılması, popülist söylemlerin artması, yalan haberlerle kamuoyunun yönlendirilmesi olarak ele alınamaz.
3) Post-truth kavramı sosyal medya ile ilişkilendirilerek ele alınacaksa sosyal medyanın hakikat kavramına nasıl bir etkide bulunduğu tartışılmalıdır. Böyle bir tartışma ise medyanın insan tipolojisine etkisi çerçevesinde medyanın yapısı, medya epistemolojisi ve hakikat-medya ilişkisi etrafında gerçekleştirilmelidir.
Dijitalleşen dünyadan, sosyal algıların yapıları, internet ve sosyal medyanın dolaşım hızı nedeniyle bireyler her zamankinden daha zarar görmeye açık bir yapıdadır. Bilginin üretilebildiği ve manipüle edilebildiği bir ortam içerisinde, bireylerin; kimliklere, mesajlara, bilginin/haberin edinildiği kanallara güvenme konusunda çekinceler yaşanması son derece doğaldır. Post-truth kavramı da, bu doğal çekincenin bir sonu olarak karşımıza çıkar. “İnsanlar, stratejik olarak ve çoğunlukla da bilinçsiz bir şekilde kendi çevrimiçi kimliklerini sosyal beklentilerine göre şekillendirir.”(Whitty, Joinson). Böylelikle insanlar kendi
yetkinliklerini ön plana çıkardıklarını ve diğer insanların gözünde daha önemli veya kendilerinin nasıl görünmelerini istiyorlarsa o arzuları çerçevesinde görülmesini sağlamaya çalışır. Böyle bir ortam içerisinde gerçek bilginin/haberin yapısını anlamaya çalışmak her insan için zor bir durumdur.
Özetle ifade etmek gerekirse post-truth, hakikat ile yalan arasındaki sınırların bulanıklaştığı, duyguların ve inançların gerçeklerden daha çok itibar gördüğü bir dönemi ifade etmektedir. Bu dönemde aldatmak ve birtakım çıkarlar doğrultusunda insanların algılarıyla oynamak normalleştirilmeye çalışılmaktadır. Dürüstlüğün devre dışı bırakılarak değerini yitirdiği post-truth çağının, doğru bilgiye ulaşılmasını önleyen bir ortam yarattığı söylenebilir. Bu ortamın yaratılmasında ve dezenformasyonun artmasında özellikle sosyal medyanın büyük bir etkisinin olduğunu ifade etmek mümkündür.
Post-Truth, Yeni Medya ve Sosyal Medya
Gerçekleri uzaklaştırma arzusunun gerçekleştiği post-truth dönemde, çoğu birey günlük yaşamda karşılaştıkları gerçek olmayan bilgilere, bu bilgilerin asılsız olduğu ortaya çıktıktan sonra bile inanmaya devam etmektedir. Post-truth kavramı, her ne kadar politik olaylar sonucunda ortaya çıkmış olsa da, sosyal medya üzerindeki kutuplaşmalar Post-truth gerçeklik yaratmakta ve grup kutuplaşmaları bireylerin yaşam biçimlerinde güçlü etkiye sahip olmaktadır.
Günümüz iletişim ve bilgi çağında modern teknolojik iletişim araçlarının gelişimiyle birlikte bireyler sadece devletin sunduğu bilgilerle sınırlı kalmamaktadır. Artık küreselleşen dünya içerisinde yoğun bir bilgi akışı ve buna bağımlı bireylerden söz edilmektedir. Bilginin güç olduğu ve bilgiyi elinde bulunduranların hâkimiyet sağladığı günümüzde gerçek ve objektif bilgiye daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü küresel dünya düzeninde artık daha çok tek yönlü seçicilik, dezenformasyon ve manipülasyon tehlikesi yaşanmaktadır. Kamuoyunun gerçek olmayan haberler aracılığıyla manipüle edilmesi, çağdaş dijital toplumun karşı karşıya olduğu kritik bir konu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda, kasıtlı olarak aldatma amacı güden güvenilir olmayan bilgiler, post-truth çağın en mühim konusu olarak gündemdedir. Özellikle de bu bilgilerin çok çabuk şekilde yayılıyor olması ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Bu haberlerin yayılımını hızlandıran ve post-truth dönemi şekillendiren en önemli unsur başta internet olmak üzere kitle iletişim araçlarıdır. İnternet kullanımı aracılığı ile kullanıcı odaklı içeriğin yükselişi, doğru olmayan bilgilerin yaygınlaşması için bir ortam sağlamıştır. Sosyal medyayla birlikte iletişim sürecindeki her bireyin haber kaynağı haline dönüşmesi, karşılaşılan her bilginin çabuk yayılmasına sebep olmaktadır. Bu durum ise yanlış bilgilendirme ve yalan haberlerin önünü açmaktadır.
Yalan haberlerin özellikle sosyal medya yoluyla etkisini artırması ve çok fazla kişinin bu haberlere inanmaya başlaması, sahte haberlerle mücadele ve bu mücadelenin nasıl yapılacağına dair tartışmaları gündeme getirmiştir. Bu bağlamda medyada, özellikle de sosyal medyada yer alan iddiaların kontrolünü yaparak, yanlış haberlerin saptanması ve kamuoyuna duyurulmasını sağlayan doğrulama platformları dikkat çeken yapılanmalardır. Doğrulama platformlarının bu mücadelede önemli bir role sahip olduğu ifade edilebilir. Hem dünyada hem de ülkemizde bu platformların sayısı gittikçe artmaktadır. Son yıllarda gerek bazı medya kuruluşları gerekse bağımsız bazı girişimler yoluyla birçok teyit platformu hizmete girmiştir. Türkiye’de açılan ilk doğrulama platformu olan yalansavar.org isimli internet sitesi 2009 yılında kurulmuştur. Daha sonra 2014’de dogrulukpayi.com ve 2015’de malumatfurus.org platformu hizmete başlamıştır. Günümüzde en etkin platformlarından biri olan teyit.org platformu ise 2016 yılında hizmete başlamıştır. Teyit.org platformu dogrulukpayi.com ile Uluslararası Doğruluk Kontrolü ağına ülkemizden üye olan ikinci platformdur. Bu platformların dezenformasyonun azaltılmasında önemli bir etkisinin olacağı söylenebilir. Doğrulama platformlarını takip eden kişilerin belli bir süre sonra farkındalığının artacağı ve artık karşılaştıkları her haberde şüpheci yaklaşımla haberi ele alabilecekleri olasıdır.
Dijitalleşme ile birlikte gelen hızlı dolaşım, sürekli bilgiye/habere maruz kalma, bu bilgiyi işleyecek insan yetisinin yapısı da bilgi/haber dolaşımının yapısını etkilemektedir. İçerik üretilen bir yapıdır. İçerik üretimi içerisindeki yapısal unsurlar ve oynadıkları roller ile siyasi erk ve kurumun amaçları noktasında şekillenen içerik üretimi dijital aldatma kavramına ışık tutar. İçerik tüketicilerinin beklentileri bilgi/haber yapısının bir üretilen bir olgu haline gelmesine neden olur. Ancak bu noktada medya-siyaset ilişkisi içerisindeki fayda ilkesi gene devreye girer. İçerik tüketicisinin talepleri, siyasi erk ve kurumlar tarafından gündem yaratma olgusuyla karşılanır. Gündem yaratma olgusu, içerik yaratıcıları tarafından bilgi/haberin filtrelemesi yapılarak, yani hangi bilginin/haberin sunulacağını seçerek, hangi pratikler çerçevesinde servis edileceğini belirleyerek oluşturulur. İletişim profesyonellerinin içerikleri öne çıkarma ve çerçeveleme teknikleri kullanarak siyasi erk ve kurumun amaç ve hedeflerine ulaşması için bilgiyi/haberi manipüle eder.
KAYNAKLAR
Aydın, A. F. (2020). Post-Truth Dönemde Sosyal Medyada Dezenformasyon: Covid-19 (Yeni Koronavirüs) Pandemi Süreci. Asya Studies-Academic Social Studies/Akademik Sosyal Araştırmalar, Year:4, Number: 12, Summer, p. 76-90.
Karagöz, Kezban. (2018). Post-Truth Çağında Yayıncılığın Geleceği. TRT Akademi, Cilt: 03, Sayı: 06, Temmuz.
Güven, Ahmet. (2020). Hakikatin Yitimi Olarak Post-Truth: Bir Kavramsallaştırma
Denemesi. www.insanveinsan.orgYıl: 7, Sayı: 23, Kış.
Ceyhan, Ahmet İlkay. (2019). Dijital İletişim Çağında Siyasetin Dijitalleşmesi Üzerine
Bir İnceleme: Post-Truth Ve Dijital Siyasetin Sahte Haber Ekseninde Analizi. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Uluslararası Hakemli Dergisi, Cilt:27 Sayı:4, Aralık.

Yorum Gönder