Balkan Baroque

1946 yılında II. Dünya Savaşı sonrası dünyaya gelen Marina Abramovic, 1960’larda ortaya çıkan Body Art /Vücut sanatının önemli temsilcilerindendir. Abramovic’in ilk eserlerinde, aldığı katı eğitim ve Yugoslavya’nın savaş sonrası baskıcı kültürüne karşı asi bir tutum görülmektedir.
Marina, bedenini hem özne (subject) hem de bir araç (medium) olarak kullanan, öncü performans parçalarıyla tanınan bir sanatçı oldu. Performansını, ses, video, heykel ve fotoğrafçılığını pratiğe döken Marina, çoğu zaman tehlikeli ve eziyetli performanslarında, genellikle seyircilerin de katılımını kullanarak duyguları ve etkilerini soruşturdu.

Abramovic bu performanslarının bir an içinde gerçekleşen ve daha sonrasında da yalnızca bir anı olarak kalan olaylar olarak nitelendirmektedir. Sonuç olarak gerçekleşen bu performanslarında sanatçı o anla bedenin durumunu ve sonrasında da yaşanılanı göstermeyi amaçlamıştır.
Marina Abramovic’in performans sanatı ile tiyatronun farkını anlatan sözleri:
“Bu bir tiyatro değil. Oyunu tekrarlarsınız. Bir başkası oynayabilir. Tiyatroda, elinizi bir bıçakla kesebilirsiniz ve kan akar. Oysa bıçak da kan da gerçek değildir. Performansta ise bıçak da, kan da, sanatçının bedeni de gerçektir.”

Rhythm Serisi
Performans sanatının alt türlerinden beden sanatı ve dayanıklılık sanatının en iyi örnekleri arasında gösterilen bu seri, Marina Abramovic‘in 30’lu yaşlarında gerçekleştirdiği bir dizi performanstan oluşuyor.1974 yılında ise Rhythm 5 adlı performansını gerçekleştiren sanatçı ahşaptan yapılmış büyük bir yıldızın içine 100 kilo kadar benzin koyup yakmıştır. Daha sonra yıldızın içinden çıkıp el, ayak tırnaklarını ve saçlarını kesip ateşe atan sanatçı, daha sonra da yıldızın içine uzanıp yatmış. Fakat performansı sırasında oksijen azlığından bilincini kaybedensanatçının fenalaştığını anlamayan izleyiciler, ancak bacağına sıçrayan ateşe tepki vermemesinden kötüleştiğini farketmiştir. Daha sonrasında sanatçı bu performansı ile ilgili sinirli olduğunu çünkü fiziksel bir sınır olduğunu ve bilinç kaybolduğunda performansın mümkün olmadığını söylemiştir.

Marina Abramovic, performans sanatı,

Yine 1974 yılındaki Rhythm 2 adlı performansında bu sefer bilinçsizliği performansına dahil etmeye çalışmıştır. Bu çalışmasını iki bölüme ayıran sanatçı, birinci bölümde katoni hastaları için verilen ve vücut kaslarının kontrolünü yitimesine neden olan, fakat zihnini berrak tutan bir ilaç almış, 10 dakika sonraki ikinci bölümde ise depresif kişilere verilen ilaçlardan kullanmış ve zihinsel olarak tamamen dağılmıştır. (Hatta bu bölümü sonradan hatırlamaz). Sanatçı bu performansı ile zihinsel ve fiziksel bağları keşfetmeye çalışmıştır.
Bu tehlikeli performanslarının mantığını ise sanatçı “Tehlikenin tanımını zorlayan ve kurcalayan sanat, benim ilgimi çekiyor ve dahası izleyenin gözlemi burada ve şimdi olurken dikkatlerini tehlikede toplamak, şimdiki zamanın, şu anın merkezine odaklanmalarını sağlamaktır” diye açıklamaktadır.
Aynı yıl yapmış olduğu Rhythm 0 adlı performansında ise performansı yapan kişi ile seyirciler arasında bir ilişki kurmak istemiştir. İçlerinde gül, tüy, makas, tabanca ve mermi dâhil 72 objeyi etrafa bırakan ve seyircilere, bu objelerle sanatçıya istedikleri her şeyi yapma özgürlüğü veren bu performansın başlangıcında, seyirciler oldukça tutukmuş. Zaman ilerledikçe tamamıyla hareketsiz bulunan sanatçıya davranışları değişen seyirciler, altı saatlik performans boyunca gittikçe artan şiddet eğilimi göstermişler. Bir seyirci Marina’nın elbiselerini keserken, bir diğeri karnına dikenli gülü batırmış, birisi kafasına silahı dayamış, bir diğeri ise onu durdurmuş.
6 saat sona erdiğinde Marina performansını bitirdiğinde, performans sırasında ona dokunan herkes göz göze gelmemek için kaçışmış.

Marina Abramovic, Performans sanatı

Bir röportajında "rhythm 0" performansı ile ilgili şunları söyledi:

"Hiç kırpırdamıyor, konuşmuyor siyah tshirt'üm ve pantolonumla ayakta duruyordum. Önümdeki masada 72 tane obje vardı. Bir kâğıda yazdığım açıklamada, bu 72 objenin üzerimde nasıl isterlerse kullanabileceklerini, benim de bir obje olduğumu ve tüm sorumluluğu aldığımı belirttim.
Gösteri 6 saat sürdü. Hiçbir şey yapmazsam izleyicilerin ne yapabileceğini görmek istiyordum. Aşırıya kaçtığım için eleştiriliyordum, ben de bu kez hiçbir şey yapmayarak izleyicilerin sınırlarını görmek istedim. Bir nevi cehennemdi.
“Gösterinin başında herkes çok utangaç ve yumuşaktı, bana güller veriyorlardı. Daha sonra kıyafetlerimi makasla ile yırtmaya, bıçakla boğazımı kesip kanımı içmeye başladılar. Herkes delirmişti. 6 saat sonra gösteri bitmişti, performansımdan çıkıp kendim olmaya başladım. Yarı çıplaktım, her yerimde kan vardı. Gözlerim yaşarmıştı. İzleyicilerin arasında hareket etmeye başladım, kaçtılar. Hepsi kaçtı. Artık kendim olmama (performansın sona ermesine) katlanamıyorlardı. Otele gidip aynaya baktığımda kendi kendime "halk seni öldürebilir, gerçekten" dediğimi hatırlıyorum."
Abramovic‘in bu performansı, insanların içindeki şiddetin izin verildiğinde nasıl gün yüzüne çıktığının, kaos ortamının ve kuralsızlığın neler yarattığının en büyük kanıtı niteliğinde.

Balkan Baroque


 
1997 yılında düzenlenen Venedik Bienali sırasında gerçekleştirdiği "Balkan Baroque" adlı performansı yine büyük sansasyona sebebiyet verdi. Isının gün geçtikçe arttığı bodrum katındaki bir mekânda kanlı hayvan kemiklerinin üzerine oturarak onları temizlemeye çalışıyor olması adeta savaşın utancını silmenin imkansızlığını temsil ediyordu. Dört gün boyunca kokunun gittikçe arttığı bir ortamda çocukluğundan kalan halk şarkılarını okudu, gözyaşı döktü ve en başta son Balkan harbi olmak üzere dünyadaki tüm savaşları lanetledi.

Energy Rest

 Energy Rest’te sanatçılar vücutlarının ağırlığı ile bir ok tutuyorlar ve okun ucu tam Abramović’in kalbini hedef alıyor. Her ikisinin de üzerinde kalp atışlarının duyulmasını sağlayan küçük mikrofonlar var. Performans ilerledikçe yoruluyor ve muhtemelen geriliyorlar. Kalp atışları gittikçe yoğunlaşıyor.

“Ritim 0 ve Rest Energy bir bütünün iki parçasıydı ve benim için, en çok zorlandığım performanslarımdı. Çünkü her ikisinde de kontrol bende değildi. Performans sadece dört dakika on saniye sürüyor, ama sanki sonsuza dek sürdü. Kısacası bu, tamı tamına güven üzerine kurulmuş bir performanstı.” diyor Abramović.

Post a Comment

Daha yeni Daha eski
Responsive Advertisement